Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Sedatbilgievi

Yazılar

TEMMUZ 2008 MEMUR MAAŞ ZAMMI

HANGİ MEMURUN MAAŞI NE KADAR OLDU?
Hangi memurun maaşı ne kadar oldu?
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
5 Temmuz 2008 08:57
İşte ünvanlarına göre son memur maaşları
Memur ve emekliler 15 Temmuz'da enflasyon farkı ve temmuz zammını alacak. En düşük dereceli memurun maaşı 58 YTL, emeklinin maaşı ise 45 YTL artacak.Milyonlarca memur, sözleşmeli personel ve emekli 15 Temmuz'da alacağı zamlı maaşı bekliyor. Memur ve emekliler 15 Temmuz'da 3 ayrı zam birden alacak. Üçlü zam paketinin içerisinde enflasyon farkı, ikinci yarıyıl zammı ve denge tazminatı var.

 

Ocak ayında en düşük dereceli memura yüzde 5,6 yüksek dereceli memurlara ise yüzde 2,2 zam yapılmıştı. Bu nedenle ilk 6 ayda oluşan yüzde 6'lık enflasyon en fazla yüksek dereceli memurlar için fark doğurdu. Buna göre enflasyon farkı olarak düşük dereceli memurlara yüzde 0,4 yüksek dereceli memurlara ise yüzde 3,8 zam yapılacak.

58 YTL ZAM

Memura 15 Temmuz'da enflasyon farkının yanı sıra yine kademeli zam verilecek. İkinci 6 ayı kapsayacak zam oranı düşük dereceli memurlar için yüzde 4,6 yüksek dereceli memur için ise yüzde 2 olarak belirlendi. Düşük dereceli memurlar, bu zammın yanı sıra 20 YTL de denge tazminatı alacak. Bütün bu zamların sonucunda en düşük dereceli memurun halen 776 YTL olan maaşı, denge tazminatı da dahil olmak üzere 58 lira artarak 15 Temmuz'da 834 YTL'ye yükselecek. Memurun dışında KİT'lerde sözleşmeli olarak çalışan personelin ücret tavanı 2 bin 641 YTL'ye, 657- 4/B'deki ücret tavanı da 2 bin 342 YTL'ye yükselecek.

EMEKLİYE YÜZDE 6 ZAM

İşçi, memur ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına da ocak ayında yüzde 2,62 ile yüzde 3,45 arasında zam yapılmıştı. Dolayısıyla memur emeklilerine de enflasyon farkı olarak temmuzda yüzde 2,55 ile yüzde 3,38 oranlarında zam verilecek. Bunun dışında ikinci yarıyıl zammı da aynı şekilde kademeli olarak emekliye yansıtılacak. Türkiye İşçi Emeklileri Derneği Başkanı Kazım Ergün, işçi ve Bağ- Kur emeklilerinin aylıklarının temmuzdan itibaren yüzde 6 zamlanacağını söyledi. Ergün, enflasyon farkının ödenmesiyle en düşük işçi emeklisi aylığının toplam yüzde 10 artarak 615,11 YTL, en düşük Bağ-Kur emekli aylığının da 451,11 YTL'ye çıkacağını bildirdi.

Çizgi filmler

Tekerlemeler

Komşu, komşu !

-Hu, hu!

-Oğlun geldi mi?

-Geldi

-Ne getirdi?

-İnci, boncuk.

-Kime, kime?

-Sana, bana.

-Başka kime?

-Kara kediye

-Kara kedi nerede?

-Ağaca çıktı

-Ağaç nerede?

-Balta kesti

-Balta nerede?

-Suya düştü.

-Su nerede?

-İnek içti.

-İnek nerede?

-Dağa kaçtı.

 

TEKERLEME ÖRNEKLERİ 

Pazara gidelim,

Bir tavuk alalım,

Pazara gidip,

Bir tavuk alıp ne yapalım?

Gıt gıdak diyelim.

Happur huppur,

Happur, huppur yiyelim. 

*********************

Bir iki üç

Söylemesi güç

Sana verdim bir elma

Adını koydum fatma

Hop hop hop

Bir büyük altın top

*********************

Bir iki tombul tekir

Camdan bakar

Başına takar

Hop hop, altın top

**********************

Türü mürkü

Ninemin eski kürkü

Bir çektim yırtıldı

Ninem dikmekten kurtuldu

 ***********************

Evli evine

Köylü köyüne

Evi olmayan

Sıçan deliğine

************************

Kuzu kuzu me
Bin tepeme
Haydi gidelim
Ayşe teyzeme.

************************

Eveleme develeme
Evvel altı elma yedi
Seren sekiz serçe dokuz
Tarmanın topu kara
A devenin çatı kara

 

TEKERLEME ÖRNEKLERİ 

TEKERLEME ÖRNEKLERİ 2

Ooooo

İğne iplik

Derme diplik

Çelik çubuk

Sen çık.

********************

Ebe ebe gel bize

Uzaktan vur elimize

Eğer vuramazsan

Ebesin ebe

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi,

Bunu sana kim dedi?

Diyen dedi on yedi

Yağlı böreği kim yedi?

********************

Altı kere altı otuz altı

Dedemin sakalı yolda kaldı

Sakalını aldı dereye attı

Dedem sakalsız kaldı

********************

Bir cam

İki cam

Üç cam

Dört cam

Beş cam

Altı cam

Yedi cam

Sekiz cam

Dokuz cam

On cam

Bu da benim amcam.

 

Ice Age 3 - Dawn Of The Dinosaurs



RED KİT - Lucky Luke 2

7 Minute Sneak Peak from Horton Hears a Who!

SİGARA SAĞLIĞA ZARARLI

SAĞLIKLI NESİLLER İÇİN TARİHİ GÜN
SAĞLIKLI NESİLLER İÇİN TARİHİ GÜN
Karakter boyutu : Normal Büyük  En Büyük Daha Büyük
1 Mayıs 2008 20:20
19 Mayıs'ta yürürlüğe girecek tütün yasağının kapsamını genişleten yasayla ilgili olarak bilgi verildi.

TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, çocukların ve gençlerin sağlıklı nesiller olarak yetiştirilebilmesi için tütünle mücadelenin şart olduğunu söyledi.

Gazeteciler, Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği tarafından 19 Mayıs'ta yürürlüğe girecek tütün yasağının kapsamını genişleten yasayla ilgili olarak bilgilendirildi.

Dedeman Oteli'nde düzenlenen toplantıda konuşan Cevdet Erdöl, sigaranın görsel yolla bulaşan salgın bir hastalık olduğunu belirterek, bu salgınla mücadele için yürütülen çalışmaların ''sağlık aşısı'' olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye'deki orman ve ev yangınlarının yüzde 50'sinin sigaradan kaynaklandığını ifade eden Erdöl, uyuşturucu alışkanlığının da sigara kullanımıyla başladığını kaydetti. Bazı hükümleri 19 Mayıs'ta yürürlüğe girecek 4207 sayılı yasada yapılan değişiklikle toplumda rol modeli olarak görülen kişilerin sigara içen görüntülerinin medyada yer almasının yasaklandığını hatırlatan Erdöl, ''(Bu kanun Türkiye'de uygulanamaz) şeklinde bir anlayış pompalanmaya çalışılıyor. Ancak kararlılık gösterilirse bu kanun uygulanabilir'' diye konuştu.

Sigaranın kalp-damar hastalıkları ve kanserin birinci nedeni olduğunu ifade eden Erdöl, yeni yasayla 18 yaşından küçüklere sigara satanlara hapis ve para cezaları getirildiğini söyledi. Aynı düzenlemenin ilk ve orta öğretim kurumlarının bahçelerinde sigara içilmesini, üniversitelerde sigara satışı yapılmasını, dizi ve kliplerde sigara içme görüntüsünün bulunmasını yasakladığını anlatan Erdöl, televizyonlarda bu konuda eğitici programların yayınlanması zorunluluğunun da getirildiğini kaydetti.

-''MÜCADELE ETMEMİZ ŞART''-

Erdöl, Ulusal Tütün Kontrol Programıyla da 2015 yılına kadar 15 yaş altındakilerde sigara kullanmama oranının yüzde 100, 15 yaşın üstündekilerde ise yüzde 80 oranına çıkarılmasının hedeflendiğini bildirdi. Bu konuda sağlık görevlileri, anne-babalar, öğretmenler, Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlara büyük görev düştüğünü vurgulayan Erdöl, ''Çocuklarımızı ve gençlerimizi sağlıklı nesiller olarak yetiştirebilmemiz için tütünle mücadele etmemiz şart'' dedi.

Erdöl, bir soru üzerine televizyonlarda sigaranın zararlarını anlatan eğitici programların Sağlık Bakanlığı'nın denetiminden geçirilerek yayınlanacağını söyledi.

Bir başka soru üzerine de Erdöl, ilk ve orta öğretim kurumlarının bahçesinde sigara içilmesi halinde okul müdürleri tarafından cezai işlem uygulanacağını söyledi.

-''PAKET ÜZERİNDE BELİRTİLENDEN FAZLA''-

Dünya Sağlık Örgütü Ulusal Tütün Kontrolü Program Sorumlusu Toker Ergüder de Doğuş Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de satılan sigaralardaki nikotin, katran ve karbonmonoksit oranlarının paketler üzerinde belirtilenlerin ortalama 3 kat fazla olduğunun belirlendiğini bildirdi. Bunun diğer ülkelerde satılamayan sigaraların Türkiye'de satıldığı ihtimalini akla getirdiğini savunan Ergüder, ''Bu maddelerin hepsi de kanser yapan maddelerdir. Bu maddeler insan vücudunda 11 değişik organda kanser yapıyor'' diye konuştu. 19 Mayıs'ta yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerle kapalı mekanların tamamen sigarasız hale geleceğini kaydeden Ergüder, özel lokanta ve kahvehanelere ise bunun için 1 yıllık geçiş süresi tanındığını hatırlattı.

DERS ALALIM

 

Dört Mum

Dört mum yavaşca yanıyordu.
Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu.

İlki söyledi:
‘’ ben barışım!"
Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. "
Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü.
Gülen  Gülen  Gülen
İkincisi söyledi:
‘’ ben inancım!"
neredeyse herkez benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor
o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’
Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü.
Masum  Money mouth Göz kırpan
Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu:
” ben sevgiyim!"
yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular "
Ve hiç zaman yitirmeden söndü.

Ansızın...
Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür
”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir "
Bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar.

Ardından dördüncü mum söyler:
”korkma ben hala yanıkken diğer mumları yeniden yakabiliriz
Öpücük Gülümseyen Dili dışarda

"ben umudum!’’

Unutmayın ki ;
Sizin düşündüğünüz ile, karşınızdakinin duymak istediği,
Sizin söylemek istediğiniz ile karşınızdakinin duymak istediği ve duyduğu,
Sizin söylediğinizi sandığınız ile, karşınızdakinin anladığını sandığı ve anladığı arasında FARKLAR vardır.
Yine unutmayın ki;
Söyledim demeniz, duymuş olduğu anlamına gelmez,
Duymuş olması, doğru anladığı anlamına gelmez,
Hak vermiş olması, inanması anlamına gelmez,
İnanmış olması, uygulayacak anlamına gelmez,
Uygulamış olması, sürdüreceği anlamına gelmez.


c159f258-meyve-resimleri17-thumb

ACELE KARAR VERMEYİN....
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz atı
varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
"Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep.

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış:

"Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...

İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş.
"Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."

Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...
Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.
Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler.
"Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.."

"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.
Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"

Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış.
Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.
"Bir kez daha haklı çıktın" demişler.

"Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.
Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.

"O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez."

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..."

"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatle tamamlamış:
"Acele karar vermeyin.
Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.
Karar; aklın durması halidir.
Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.
Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar.
Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.
Oysa gezi asla sona ermez.
Bir yol biterken yenisi başlar.
Bir kapı kapanırken, başkası açılır.
Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

lll

Gerçek sevgi.
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
"Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönül'e indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.
Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
"Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş.
Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima

yol

ENFAL suresi 9. ayet

Siz Rabbinizden yardım talep ediyordunuz, O da: "Şüphesiz ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim" diye cevap vermişti.

Melek
Bir zamanlar doğmak üzere olan bir bebek varmış.Tanrı’ya sormuş:

- Beni yarin dünyaya göndereceğinizi duydum.Ama ben, bu ufacık ve çaresiz halimle orada nasıl yaşayabilirim?...

Tanrı cevap vermiş:

- Senin için seçmiş olduğum birçok melek arasında o seni bekliyor olacak ve her türlü ihtiyacını karşılayacak. ’

- Ama burada cennette, mutlu olabilmem için pek de fazla bir şeye ihtiyacım yoktu. Sadece şarkı söylemek ve gülümsemek bana yetiyordu.

- O sana şarkılar söyleyecek ve her gün gülümseyecek. Sen ise onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın.

- Peki insanlar bana konuşacakları zaman, ben onları nasıl anlayacak ve cevap vereceğim?

- Meleğin sana duyabileceğin en tatlı sözleri söyleyecek ve sabırla sana konuşmayı öğretecek.

- Peki seninle konuşmak istediğimde ne yapacağım? ’’

- Meleğin ellerini nasıl birleştirmen gerektiğini ve bana dua etmeyi öğretecek.

- Duyduğuma göre aşağıda çok kötü insan varmış.Beni onlardan kim koruyacak?

- Meleğin kendi hayatı pahasına seninkini koruyacak

- Ama artık seni göremeyeceğim için ben hep üzgün olacağım.

- Meleğin sana hep benim hakkımda konuşacak ve bana ulaşabilmenin yollarını öğretecek, aslında ben de zaten hep yanında olacağım.

Tam o sırada cennetin kapıları açıldı ve dünyadan sesler gelmeye başladı.Çocuk telaşla sordu:

- Tanrım , sanırım gitme zamanım geldi, lütfen bana meleğimin ismini söyler misin?

- Meleğinin isminin ne olduğu hiç önemli değil... Sen ona ANNE diyeceksin...

wasserfall

Tahta Perdedeki Çivi

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.
-Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman, her seferinde bu tahta perdeye bir çivi çak demiş.
Genç, birinci (ilk) günde tahta perdeye 37 çivi çakmış.
Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış.
Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış.
Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence:
-Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart (sök) demiş.
Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki bütün çiviler çıkarılmış.
Babası ona :
-Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak demiş.
Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir.
Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak (kapanmayacak). Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar demiş.

şu ufaklığa bakın

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

CANLILAR ALEMİ

Antarktika'da dev deniz canlıları bulundu
19.02.2008 11:27  ( Kaynak : www.ntvmsnbc.com )
 
Bazı canlıların deniz yüzeyinin 200 ila 1400 metre altında bulunduğu ve ağırlıklarının 30 kilograma kadar çıktığı, yüzde 25’ininse daha önce bilinmediği kaydedildi.

SİDNEY - Bilim adamlarının Antarktika sularında dev deniz canlılarını filme aldığı ve bazılarını yakaladığı bildirildi.

Antarktika sularında seyreden üç araştırma gemisinin deniz yüzeyinin 1000 metreden daha altında yaptığı araştırmalarda bulunan canlılar arasında yemek tabağı büyüklüğünde deniz örümceği ve 6 metre uzunluğunda dokunaçları olan pelteleşmiş balıklar bulunduğu belirtildi.

Araştırmaya öncülük eden gemi olan Aurora Australis’de görevli Avustralyalı bilim adamı Martin Riddle, büyüklüğün Antarktika sularında çok sık görülen bir durum olduğunu ifade ederek, gezileri sırasında büyük kurtlar, devasa kabuklular ve yemek tabağı büyüklüğünde deniz örümcekleri topladıklarını söyledi.

Riddle, bazı bölgelerin her santimetresinin canlılarla dolu olduğunu, bazı yerlerde ise buzdağlarının sürtünmesi nedeniyle derin yarıklar ve oyuklar oluştuğunu kaydetti.


Avustralya Antarktika Bürosu tarafından düzenlenen geziye katılan bilim adamlarının Antarktika sularında çevresel değişiminin etkilerinin ne olduğunu, atmosferdeki karbondioksit seviyesinin artmasının nedeni olan okyanus asitlenmesinin deniz organizmalarının büyümesini nasıl zorlaştırdığını ve gelişimini nasıl yavaşlattığını anlamayı hedefledikleri bildirildi.


Geziye katılan Aurora Australis, Fransız L’Astrolabe ve Japon Umitaka Maru gemilerinin Avustralya’nın Tazmanya adasına, güverteleri bilinmeyen deniz canlılarıyla dolu olarak demirledikleri belirtildi.



Bazı canlıların deniz yüzeyinin 200 ila 1400 metre altında bulunduğu ve ağırlıklarının 30 kilograma kadar çıktığı, yüzde 25’ininse daha önce bilinmediği kaydedildi.


Umitaka Maru gemisinin sayım projesi başkanı Graham Hosie, araştırmanın, hangi türlerin Antarktika çevresine uyum sağladığını anlama açısından bilim adamlarına yardımcı olacağını söyledi.



Hosie, toplanan canlıların türünün tespit edilebilmesi için doku örnekleri ve DNA şifrelerinin dünyadaki üniversiteler ve müzelere gönderileceğini belirterek, yakaladıkları canlıların tamamının teşhis edilemediğini, aralarında yeni türlerin bulunma olasılığının yüksek olduğunu kaydetti.

DERS VEREN HİKAYELER

Halil İbrahim Bereketi

Büyük din ve bilim adamlarından Ulu Arif çelebi anlatıyor :

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış….
Büyüğü Halil.
Küçüğü ise İbrahim…

Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekarmış…
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin.
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş..
Bununla geçinip giderlermiş.

Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.
İkiye ayırmışlar.
İş kalmış taşımaya.
Halil, bir teklif yapmış :

- İbrahim kardeşim ; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.

- Peki abi demiş İbrahim…

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye….
O gidince, düşünmüş İbrahim:

- Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine

Böyle demiş ve,
Kendi payından bir miktar atmış onunkine.

Az sonra Halil çıkagelmiş.

- Haydi İbrahim…! Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.

- Peki abi…!

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.

O gidince, Halil’i düşünür bu defa:
Der ki:

- çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.

Ama kardeşim bekar.
O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.
Böyle düşünerek,
Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.
Velhasıl , biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.
Bu, böyle sürüp gider.
Ama birbirlerinden habersizdirler.
Nihayet akşam olur.
Karanlık basar.
Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile.

Hak teala bu hali çok beğenir.
Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki .
Günlerce taşır iki kardeş , bitiremezler.
Şaşarlar bu işe…
Aksine çoğalır buğdayları.
Dolar taşar ambarları.
Bugün “Bereket” denilince, bu kardeşler akla gelir.
Bu bereketin adı : Halil İbrahim bereketidir…


 

Nasreddin Hoca 3 çizgi film Hodja mescere WWW.MESCERE.NET
Unutmayın;
YEDİKLERİMİZ DEĞİL, HAZMETTİKLERİMİZ BİZİ GÜÇLÜ YAPAR.
KAZANDIKLARIMIZ DEĞİL, BİRİKTİRDİKLERİMİZ BİZİ ZENGİN YAPAR.
OKUDUKLARIMIZ DEĞİL, HATIRLADIKLARIMIZ BİZİ BİLGİLİ YAPAR.
BAŞKALARINA VERDİĞİMİZ ÖĞÜTLER DEĞİL,
BİZZAT UYGULADIKLARIMIZ BİZİ İNSAN YAPAR..

Eski iran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu:

- Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime iyi bir hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle, sesle,

sazla meşgul Demek ki hocası buna iyi bir yön veremiyor

Vezir aynı görüşte değildi:

- Hükümdarım hocanın elinde mucize yok Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine,

olgunlaşmasına yardım edebilir İnsanın tabiatı değiştirilemez Terbiye yaratılışa tabidir

Hükümdar aksi görüşteydi Terbiye ile yaratılışa yön verebileceğini iddia ediyordu Bunu kanıtlamak

için bir akşam sarayında bir eğlence düzenledi Bu eğlence sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi

de yer aldı Bu kediler, sırtlarında, bir tabak içinde yanan mumları taşıyorlar ve onları

düşünmüyorlardı Hükümdar vezire bu kedileri göstererek:

- Görüyorsunuz, terbiyenin nelere gücü yetiyor, dedi

Vezir karşılık vermedi Olumlu, olumsuz bir şey söylemedi Yeni bir eğlence gecesini bekledi

Bir başka gecede düzenlenen eğlenceye gelirken yanında gizlice bir kaç tane fare getirdi

Kediler gösteriye başladığı zaman bu fareleri kedilerin ortasına doğru salıverdi Fareleri gören

kediler sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine takıldılar Mumlar, tabaklar hepsi

bir yana yuvarlandı Yanan mumlardan yerdeki halılar tutuştu Ortalık bir anda ana-baba gününe

döndü Tam bu esnada vezir padişaha yanaşıp iddiasını kanıtlamanın gururuyla şöyle dedi:

- Gördünüz mü padişahım terbiye yaratılışa tabidir

var, ama onu kullanabilmek için eğitim gerekiyor.

c159f258-meyve-resimleri17-thumb

Tebessümün Gücü

Küçük kız hüzünlü bir yabancıya gülümsedi...
Bu gülümseme adamın kendisini iyi hissetmesine

neden oldu.
Bu hal içinde yakın bir geçmişte kendisine yardım

 eden bir dosta teşekkür edemediğini hatırladı...
Hemen bir not yazdı,ardından arkadaşına yolladı.
Arkadaşı bu mektup eline geçtiğinde o kadar mutlu oldu ki,mektubu

okuduğu lokantadaki garson kıza çok yüklü bir bahşiş bıraktı.
Garson kız ilk defa bu kadar yüklü bir bahşiş alıyordu, akşam eve

giderken kazandığı paranın bir parçasıyla köşede aç olduğu belli

fakir bir adama yiyecek aldı.
Adam öyle minnettar oldu ki üç gündür boğazından bir şey

geçmemişti.
Karnını doyurduktan sonra bir apartmanın bodrum katındaki

tek kişilik odasının yolunu tuttu.
Öyle neşeliydi ki bir saçak altındaki titreşen köpek yavrusunu

görünce kucağına aldı ve yavruyu ısıttı. Küçük köpek gecenin

soğuğundan kurtulduğu ve başını okşayan bir el olduğu için

çok mutluydu.
Gece yarısından sonra tüm apartmanı dumanlar sardı.
Bir şeylerin ters gittiğini hisseden köpek yavrusu çılgınlar gibi

havlamaya başladı.
Önce fakir adam uyandı, sonra bitişik apartmandaki insanlar

nne ve babalar dumandan zehirlenmek üzere olan çocukları

kucaklayıp hayatlarını kurtardılar.
Bütün bu güzellikle zinciri beş kuruş maliyeti olmayan

bir tebessümle başladı.

UNUTMAYIN HER ZAMAN BU ZİNCİRİN İLK HALKASI OLABİLİRSİNİZ!..

lll 

BASİT BÎR TERCİH  

ilk Müslüman Türk Devletlerinden biri olan Gazneliler devletinin en büyük

 ve değerli hükümdarlarından biri olan ve tarihte ilk defa "sultan" adını

alan Sultan Mahmud, İslamı yaymak için Hindistan'a on sekiz sefer

düzenlemişti İşte bu seferlerden birinde çok şiddetli bir direnme ile

karşılaşmış, zafer kazanacağından şüpheye düşmüştü Tam bu zor

durumda iken Allah'a şöyle yalvardı: "Ey Rabbim, bu savaştan galip

çıkarsam, aldığım bütün ganimetleri yoksullara dağıtacağım "

Neticede Sultan Mahmud galip geldi ve çok kıymetli ganimetlere sahip oldu

Gazne'ye döndüklerinde elde ettikleri bütün ganimetleri yoksullara, muhtaçlara

dağıtmaya başladı Fakat bazı vezir ve komutanlar araya girip, "Aman Sultanım

ne yapıyorsunuz, bunca değerli ganimetler, altınlar, inciler fakir fukaraya

dağıtılır mı? Hem onlar bunların kıymetini ne bilecek? Üstelik devletin hazinesinin

bunlara ihtiyacı var" diyorlardı Sultan Mahmut bunu Allah'a verdiği sözün gereği

olarak yaptığını, kendisi için bir adak olduğunu söyledi Adamları yine itiraz ettiler:

"Efendimiz önemsiz olanları dağıtın, değerli olanları hazineye ayırın, bütün

memleketin bunlara ihtiyacı var" dediler Sultan Mahmut'un kafasını karıştırdılar

O zamanda Gazne'de yaşayan, doğruyu ve hakki kellesi pahasına söylemekten

çekinmeyen âlim ve fâzıl büyük bir zat vardı Sultan Mahmud onu çağırtıp durumu

 anlattı ve fikrini sordu O büyük zat şöyle dedi:

"Sultanım bunda kararsızlığa düşecek bir taraf yok Çok basit bir tercih karşısındasınız

Eğer Allah'a bir daha işiniz düşmeyecekse hemen adamlarınızın dediğini yapın,

ganimetleri hazineye koyun Ama Allah'a tekrar işiniz düşecekse verdiğiniz sözü tutun,

 adağınızı yerine getirin, ganimetleri yoksullara dağıtın"

c159f258-meyve-resimleri17-thumb 

                  Şeyh Edebaliden Osman Gazi'ye


 Oğul!

"İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler."

"Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.. Bütün fethedilmemiş

 gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adâletinle gün ışığına çıkacaktır."

"Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir."

"Bu dünyada inancını keybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin."

"Açık sözlü ol Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin, deme! Sevildiğin

yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir..."

"Şu üç kişiye; yâni câhiller arasındaki âlime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken

 itibarını kaybedene acı!..."

"Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir."

"Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilenin iyisine doru, yiğidin iyisine deli

(korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler."

"En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. "

"İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkamaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur.

Uyuşunca laflamaya başlar, lâf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez.

Dost düşman olur; Düşman canavar kesilir..."

"Akacak kan boş yere akmamalı. Ona yol ve yön lazım... Zira kan, toprak sulamak için akmaz."

"Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar,

aydınlığa kavuşturulur."

KPSS SINAVI BELLİ OLDU

KPSS SINAVI BELLİ

OLDU
 

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) bu yıl, Lisans düzeyindekiler için 28-29 Haziran,

 önlisans düzeyindekiler için 21 Eylül'de yapılacak

 

Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, 2004 ve 2006 yılında yapılan

KPSS'nin geçerlilik süresinin dolması nedeniyle 2008 yılında KPSS yapılacağını bildirdi.

“Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelikte”

yapılan değişiklikle, 2006-KPSS sonuçlarının geçerli olacağı sürede 2004-KPSS sonuçlarının da

geçerli olacağının hükme bağlandığı anımsatılan açıklamada, bu dönemde yapılan sınavların

geçerlilik sürelerinin, lisans düzeyinde KPSS'ye girmiş adaylar için 30 Haziran 2008,

ortaöğretim ve önlisans düzeyindekiler için de 16 Eylül 2008'de sona ereceği ifade edildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“2006'dan bu yana yeni mezun olan ya da öğrenim durumlarında değişiklik olan adaylar

ile KPSS'nin her iki yılda bir düzenli olarak yapıldığı ve buna göre adayların şahsen ya da

kurslara gitmek suretiyle KPSS'ye hazırlandıkları hususları dikkate alınarak, ortaöğretim,

 önlisans ve lisans düzeyinden devlet memuru olmak isteyen tüm adayların başvurmasına

 imkan sağlayacak şekilde yapılan detaylı çalışmalar neticesinde 2008 yılında lisans

düzeyindeki adaylar için 28-29 Haziran 2008, önlisans ve ortaöğretim düzeyindeki

adaylar için 21 Eylül 2008 tarihlerinde KPSS gerçekleştirilecektir.”

 

Sedat   İŞLER

ILKOGRETİM 2 SINIF OGRENCILERI ICIN TESTLER

Öpücük                                            Soğukkanlı                                Kaşları çatık 
 

[   HAYAT BİLGİSİ   ]         

                                                                                          

    

 
                                                                   SORULAR


1-  Atatürk,yurdumuzu düşmanlardan kurtarmak için hangi savaşı yaptı?    
  a)Birinci Dünya Savaşı      b)Kurtuluş Savaşı         c) Çanakkale Savaşı                      
 2- Bayrak kimi temsil eder?    
   a)Milleti           b)Meclisi           c)Hükümeti
3- Cumhuriyet yönetiminde kararları kim alır?    
 a)Padişahlar    b)Milletin Temsilcileri   c)Bakanlar
4-Yurdumuzu kurtarmak için milletimiz kimin etrafında toplandı? 
   a)Vahdeddin’in    b)Atatürk’ün     c)Ferit Paşa’nın
5-Cumhuriyet yönetimi ne demektir? 
   a)Milletin,kendi kendini yönetmesi demektir.    b)Yurdu,cumhurbaşkanının yönetmesi demektir.   
 c)Yurdu,bakanların yönetmesi demektir.
6-Bayrağın en önemli özelliği aşağıdakilerden hangisidir?   
  a)Bağımsızlığımızın sembolü ve milletimizin işareti olmasıdır      b)Bayrağın al renkli olması.   
 c)Bayrak üzerinde ay ve yıldız olması
7-Milletimizin kurtarıcısı Atatürk ne zaman öldü?   
 a)10 Kasım bin dokuz yüz otuz sekizde      b)29 Ekim bin dokuz yüz yirmi üçte   
 c)23 Nisan bin dokuz yüz yirmide
8-Devletimizin adı aşağıdakilerden hangisidir?   
a)Osmanlı Devleti             b)Türk Devleti         c)Türkiye Cumhuriyeti Devleti. 
  9- Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına ne denir?  
  a)Laiklik                b)Cumhuriyetçilik             c)İnkılap
10-Bu gün kullandığımız harfler ,hangi inkılapla kabul edildi? 
    a)Kültür İnkilabı ile        b)Harf İnkilabı ile        c)Eğitim İnkılabı ile.
11-Savaş,sel,yangın,deprem ve salgın hastalık gibi felakete uğrayanlara hangi kuruluş yardım eder?    
  a)Yeşilay               b)Türk Hava Kurumu              c)Kızılay
12- Atatürk’ün gerçekleştirdiği yeniliklere ne ad verilir?    
  a)Atatürk’ün hizmetleri       b)Kurtuluş Savaşı          c)Atatürk İnkılapları
13- Yurdumuzun,milletimizin bağımsızlığını,onurunu,varlığını anlatan marşımızın adı nedir?  
    a)İstiklal Marşı         b)Çanakkale Marşı          c)Okul Marşı 
14-Mustafa Kemal’in,Kurtuluş Savaşı’ndan önce aşağıdakilerden hangilerine sırayla gitmiştir?   
  a)Samsun-Ankara-Sivas-Erzurum       b)Samsun-Amasya-Erzurum-Sivas-Ankara                                           
 c)Erzurum-Sivas-Samsun-Ankara
15-Aşağıdakilerden hangisi bayrağımızın kullanıldığı yerlerden biri değildir?  
   a)Bayramlarda ve çeşitli yürüyüşlerde taşınır.   
  b)Tatil günlerinde ve hafta boyunca okullara,diğer resmi binalara asılır    
c)Yüksek tepelere dikilir. Aşağıdaki cümlelerde noktalı yerleri uygun kelimeleri yazarak doldurunuz. 
16-Cumhuriyetimizi …………………………………  kurdu.
17-Cumhuriyet  …… ……. …………. ……………… …………………. ………..yılında  kuruldu.
18- İlk Cumhurbaşkanımız …………………………………………’tür.
19-Türkiye Büyük Millet Meclisi  …………………………………………………………….yılında kuruldu.
 Aşağıdaki cümleler doğru ise parantezin içine “D” , yanlış ise “Y” harfi koyunuz 
20-  (    )  Atatürk’ün yaptığı yeniliklere Atatürk İnkılapları denir.
21-  (    )  Cumhuriyet İdaresi 29 Ekim bin dokuz yüz yirmi yılında kuruldu.
22-  (    )  Atatürk 1881 yılında Selanik’te doğdu.
23-  (    )  Büyük Millet Meclisi 23 Nisan bin dokuz yüz yirmi üç yılında açıldı.
24-  (    )  Atatürk,vatanı kurtarmak için 19 Mayıs 1919 da Ankara’ya çıktı.
25-  (    )  Meclis,Mustafa Kemal’e Atatürk soyadını verdi.                                                       
   BAŞARILAR  DİLERİM                                                                                                                                                                                                                                     
 Ders  : HAYAT BİLGİSİ
Ünite : SAĞLIKLI BÜYÜYELİM                                                                   

Adı : ………………….                

Soyadı : …………..........                         Numarası : ……….                                                                    
                                                                                    SORULAR      
   1-Vücudumuz kaç bölümden oluşmuştur?   
  a) 4                    b) 2                  c) 3
2-Yürümemizi ve koşmamızı sağlayan organ aşağıdakilerden hangisidir?    
 a) Ellerimiz        b)Bacaklarımız ve ayaklarımız      c) Gövdemiz.
3-Yeteri ve uygun besinler almamıza ne denir?  
  a)Sağlıklı ve dengeli beslenme.   b) Şişmanlama     c) Beslenme.
4-Beslenmek için aldığımız ( yediğimiz ) çeşitli maddelere ne denir?  
  a) İlaç                b) Vitamin                     c) Besin 
 5-Bulaşıcı hastalıklara yakalanmamak için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?   
 a) Spor yapmalıyız           b)Aşı olmalıyız                c)Çok yemek yemeliyiz. 
6-İlk yardımı kimler yapmalıdır?  
  a)Büyüklerimiz            b) Sağlıklı olanlar          c) İlkyardım bilgisi olanlar
7- Aşağıdaki hastalıklardan hangisi çocuk hastalığıdır ?     
 a) Boğmaca            b) Verem                      c) Kanser    
 8-Aşağıdakilerden hangisi kuduz mikrobunu bulaştırmaz ?     
a ) Köpek                      b) Kedi                   c) Kuş    
9- Doktorun yazdığı ilaçlar nereden alınır?    
 a) Bakkaldan                b) Eczahaneden               c) Kırtasiyeciden
10-Doktorun ilaçları yazdığı kağıda ne denir?    
a) Reçete                      b) Mektup                         c) Dilekçe.
11-Aşağıdakilerden hangisi sağlık  kuruluşu değildir ?           
 a ) Sağlık Ocağı              b) Stadyum                    c) Dispanser
12-Saçların görevi nedir?                                                                                        
      a) Başımızın dik durmasını sağlar    b)Başımızı sıcak ve soğuktan  korur    c) Hastalıktan korur
13-Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?a)Dişlerimizi iğne,çöp gibi araçlarla temizlemek                                                                                 b)Dişlerimizi doğru ve kuralına uygun fırça      c)Fındık,ceviz gibi sert maddeleri dişlerimizle kırıp yemek
14-Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde vücudumuzun bölümleri doğru olarak verilmiştir?  
  a)Baş,gövde,parmak ve eller    b)Gövde,kollar,boyun     c)Baş,gövde,kollar ve bacaklar
15-Eczahane için verilen bilgilerden hangisi doğrudur?    
  a)Hastaların muayene edildiği yerdir.             B)İlaçların hazırlanıp satıldığı yerdir.                                                     <